Son yıllarda çocuklarda ekran kullanımı konusunda ciddi bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Aileler bir yandan teknolojinin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor, diğer yandan çocuklarının gelişiminden endişe ediyor. Bu konuda görüştüğüm Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Seven’in altını özellikle çizdiği nokta şu: Mesele yasak değil, doğru yaşta doğru sınır.
Dr. Seven, poliklinikte ailelerden en sık gelen sorulardan birinin ekran kullanımıyla ilgili olduğunu söylüyor. Ona göre ebeveynlerin en büyük hatası iki uçta davranmak: Ya tamamen serbest bırakmak ya da bir anda kesin yasak koymak. Oysa sağlıklı yaklaşım, yaşa uygun, planlı ve kontrollü bir kullanım modeli oluşturmak.
İlk 24 Ay: Ekran Yerine Gerçek Temas
Uzmanların en net olduğu dönem, yaşamın ilk iki yılı. Dr. Seven bu dönemi “beyin gelişimi açısından kritik eşik” olarak tanımlıyor ve ilk 24 ayda ekranı kesinlikle önermediklerini vurguluyor.
Bebeklerin bu dönemde dokunarak, göz teması kurarak ve ses tonunu duyarak öğrendiğini hatırlatan Seven, “Tablet hiçbir zaman annenin yüzünün yerini tutmaz” diyor. Ebeveynlerin sıkça dile getirdiği “Zaten izlemiyor, arka planda açık duruyor” yaklaşımına da dikkat çekiyor. Ona göre arka plandaki televizyon bile çocuk için bir uyaran ve dikkat dağıtıcı unsur.
Bu dönemde en sağlıklı gelişimin gerçek insan temasıyla mümkün olduğunun altını çiziyor.
24–36 Ay: Süre Kısa, Ebeveyn Yanında
İki yaşından sonra ekran tamamen yasaklanmalı mı? Dr. Seven bu soruya daha dengeli yaklaşıyor. 24–36 ay arasında ekran kullanılacaksa bunun mutlaka ebeveyn eşliğinde olması gerektiğini söylüyor.
Önerdiği süre ise oldukça net: Günlük 10–15 dakikayı geçmemeli.
Ancak burada asıl önemli olan çocuğun ekrana pasif şekilde bırakılmaması. İzlenen içerik hakkında konuşulması, sorular sorulması ve çocuğun aktif katılım sağlaması gerekiyor. Ekran bir “oyalama aracı” haline geldiğinde risk başlıyor.
3–5 Yaş: Bir Saat Sınırı ve Net Kurallar
Okul öncesi dönemde günlük toplam ekran süresi en fazla 1 saat olarak öneriliyor. Fakat Dr. Seven’e göre sadece süreyi konuşmak yeterli değil. Düzen ve tutarlılık da en az süre kadar önemli.
Ekranın ne zaman açılacağı ve ne zaman kapanacağı net olmalı. Belirsiz kullanımın çocuklarda krizlere yol açabildiğini belirtiyor.
Özellikle iki kuralın altını kalın çizgilerle çiziyor:
Uyumadan en az bir saat önce ekran olmamalı.
Yemek sırasında ekran kesinlikle kullanılmamalı.
Bu iki basit sınırın bile uyku düzeni ve davranış problemleri üzerinde ciddi olumlu etkisi olduğunu ifade ediyor.
Gece Telefonla Uyumak Sessiz Risk
Okul çağındaki çocuklar ve ergenlerde ise başka bir sorun öne çıkıyor: Telefonla uyumak.
Dr. Seven, gece geç saatlere kadar telefon kullanımının uyku kalitesini bozduğunu ve bunun dikkat eksikliği, sinirlilik ve akademik performans düşüşü gibi sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Telefon ve tabletlerin çocuk odasında değil, ortak alanlarda bulunmasını öneriyor.
Ekranı Ödül Yapmak Kontrolü Zorlaştırıyor
Ailelerin sık yaptığı hatalardan biri de ekranı ödül olarak kullanmak. “Yemeğini bitirirsen tablet vereceğim” ya da “Sus, telefon al” gibi cümlelerin ekranı daha cazip hale getirdiğini belirten Seven, bunun uzun vadede kontrolü zorlaştırdığını ifade ediyor.
Ekranın ne ödül ne de ceza aracı olması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Rol Model Mesajı
Belki de en çarpıcı uyarı ebeveynlere yönelik: “Biz sürekli telefon kullanırken çocuğa ‘çok bakma’ demek etkili olmaz.”
Çocukların davranışı modelleyerek öğrendiğini hatırlatan Seven, ev içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturulmasının oldukça faydalı olduğunu söylüyor. Örneğin akşam saatlerinde belirli bir süre boyunca tüm aile bireylerinin cihazları bir kenara bırakması, çocukla gerçek temas kurmak açısından önemli bir adım olabilir.
Oyun Hâlâ En Güçlü Gelişim Aracı
Dr. Mustafa Burak Seven’in mesajı net: Ekran tamamen yasaklanması gereken bir araç değil; ancak mutlaka sınırlandırılması gerekiyor. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey hâlâ oyun oynamak, hareket etmek ve gerçek iletişim kurmak.
Toprakla temas etmek, parkta koşmak, kitap dinlemek, sohbet etmek… Bunların yerini hiçbir uygulama dolduramıyor.
Teknoloji hayatımızın bir gerçeği. Ancak çocuk gelişiminde asıl belirleyici olan hâlâ insan teması. Uzmanların çağrısı açık: Ekranla değil, temasla büyüyen bir nesil için sınır koymaktan çekinmeyin




